2001: Space Odyssey İncelemesi

2001 Space Odyssey

Geçen yıl 50.yıl kutlaması yapılan 2001: Space Odysee hiç kuşkusuz ki sinema tarihinin kilometre taşlarından birisi. Gerek ağırlıklı olarak felsefi konulara değinmesi, gerekse günümüz için bile sinema efektlerinin hiç bir kusur olmaması yüzünden bu filmi değerlendirirken farklı değerlendirmek gerek.

Arthur C.Clarke’ ın romanından uyarlanmış film olması itibariyle bu filmi popüler yapan bir diğer etken. Her ne kadar senaryo bakımından müthiş bir altyapıya sahip olsa da Stanley Kubrick ‘in hayal gücünü filme katmasıyla film olabilecek tüm kusurlardan uzak vaziyette.

İlk sinema izlenimlerine göz attığımızda hemen hemen herkes filmin ne kadar kötü olduğunu vurgu yapmış. Hatta filmin yarısında çıkanlar epey fazlaymış. Ancak filmi ikinci defa izlediklerinde filmin ne kadar muazzam olduğuna karar vermişlerdir.

Film ilk başta ilkel çağlarda geçmektedirler. Bu ilkel çağlarda maymunlar kendileri aralarında epey kavga etmektedirler ve gelişmeye dair hiç bir şey göstermemektedirler. Ardından Dünya dışı gelişmiş varlıklar veya tanrısal varlık gibi şeklindekiler dünyaya bir monolit gönderirler. Bu monolit karşısında gelişmişlik düzeyi artar ve yeni şeyler keşfetmeye başlarlar.

Aradan on binlerce yıl geçer ve bu sefer insanın gelişmiş düzeyi öyle bir seviye gelmiştir ki uzaya çıkıp, gezegenler arası seyahat edecek noktaya gelmiştir. Ancak dünya dışı varlıklar insanların peşini hala bırakmayacaktır.

Uzay gemisinde farklı bir sinyal almaya başlarlar hemen bir gezegene geçiş yaparlar. Bu gezegende ise binlerce yıl maymunların karşısına gelen monolitin aynısını görmektedirler. Bunların akabinde insanlık yine devrimsel bir değişikliğe uğrar ve akıllı cihazlar geliştirir. Bunlardan en bilineni yapay zekadır.

Bu dönüm noktasından sonra da insanlık Jüpiter’ de belirli bazı sinyaller almaktadır. Bu aslında gelişmiş varlıklar tarafından bir tuzaktır. Jüpiter’e doğru hareket eden uzay gemisi vardıklarında gezegenler arası farklı bir portala açılırlar. Zaman ve mekan kavramı yok olmuştur.

Gelişmiş varlıklar David Bowman isimli astronotu bir Fransız mimarisi tasarımı ağır basan odanın içine almıştır ve burada David Bowman’in gençliği ve yaşlılığı görmelerini sağlarlar ve onu bir çeşit teste tabi tutarlar. Ardından tekrar gençliğe dönerek onu bir bebek şeklinde tekrar dünyaya yollarlar.

Stanley Kubrick ‘in bir takipçisi tarafından sonunu anlamayanlar için kendi ağzından olayı anlatması.

İlk blog gönderisi

Bu ilk gönderiniz. Değiştirmek veya silmek için Düzenle’ye tıklayın veya yeni bir gönderi başlatın. İsterseniz, bu gönderide okuyuculara bu bloga neden başladığınızı ve ne yapmayı planladığınızı belirtin. Yardıma ihtiyacınız varsa destek forumlarında yer alan dost canlısı kişilere sorun.